SUNUŞ
Büyük Devrimci Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye'de,
1927-1931 yıllarında, ilkokulların ve köy mekteplerinin 3., 4. ve 5.
sınıflarında okutulan Din Dersleri kitaplarını, tek bir kitapta toplayarak
sunuyoruz. Üç kitap birbirini tamamlıyor.
Din Dersleri kitapları,
1927-28 yıllarında Osmanlıca harflerle, 1929-1931 yıllarında ise yeni Türk
harfleriyle basılmış. Eski ve yeni yazılı basımları karşılaştırdık ve
içeriklerinin aynı olduğunu saptadık.
Kitapların başlığında, "Cumhuriyet
Çocuğunun Din Dersleri" yazıyor. Yani herhangi bir çocuğun değil, Cumhuriyet
çocuğunun! Bu başlık şöyle de okunabilir: Kemalist Cumhuriyet'in çocuklarına
öğrettiği din dersleri... Örneğin 3. sınıf kitabının başında yer alan, Din
Dersleri Programı'nda, şu talimat yer almaktadır: "Yalnız tarihi hakikatler
söylenecek, mucizelerden ve harikulade menkıbelerden bahsolunmayacaktır."
5.
sınıf kitabının "Din İşleri Dünya İşlerinden Ayrıdır" başlıklı bölümü ise,
Cumhuriyet Devrimi'nin laiklik anlayışını, çok güzel anlatmaktadır. İslamiyette
ruhban sınıfının bulunmadığı, sürekli vurgulanmaktadır. Din Dersleri, dini
imanla birlikte, milli imanı ve Cumhuriyet Devrimi'ne bağlılığıişlemektedir.
Vatan ve millet sevgisi, bilimin yol göstericiliği, akılcılık, bağnazlığın ve
hurafenin reddi, kardeşlik, eşitlik, hoşgörü, elbirliği, kamuculuk, dayanışma,
temizlik gibi Cumhuriyet değerleri aşılanmaktadır.
Bugünkü adıyla Milli
Eğitim Bakanlığı'nın onayı, kitapların kapağında iri harflerle şöyle
belirtilmiş:
"Maarif Vekâleti Talim ve Terbiye Dairesi'nin 88 numaralı
kararile İlk Mekteplere ve Köymekteplerine kabul edilmiştir."
Kitabın
yazarı, Muallim Abdülbaki, Soyadı Kanu-nu'ndan sonraki adıyla Abdülbaki
Gölpınarlı'dır.
Ancak kitaba damgasını vuran, o zamanki Cumhuriyet
yönetimidir. Yazarın özgeçmişini kitabın son sayfalarında
bulacaksınız.
"Cumhuriyet Çocuğu'nun Din Dersleri" kitabı, ilkokullarda ve
köy okullarında okuyan çocukların anlayacağı, sade ve canlı bir dille yazılmış.
O nedenle 70 yıl sonra bugün, kolayca anlaşılabiliyor. Artık kullanılmayan
sözcükler dışında dilini aynen koruduk.
Kitabı tarihsel süreç içindeki
yerine oturtmak için, Cumhuriyet tarihi boyunca din derslerinin serüvenini
burada özetliyoruz:
1927 yılından başlayarak din dersine katılma, öğrenci
velilerinin onayına bağlanmıştır. Ders saatleri 1926-1927 yıllarında,
ilkokulların 2. ve 3. sınıflarında haftada ikişer saat, 4. ve 5. sınıflarda ise
bir saat idi.
1929 yılında, ilkokul 3., 4. ve 5. sınıflarda ve ortaokulların
ilk iki sınıfında birer saat din dersi veriliyordu. Öğretmen okullarının 6. ve
7. sınıflarında ise, haftada iki saat din dersi vardı.
1931-32 yıllarında
ortaokul düzeyindeki okullarda din dersi kaldırıldı. İlkokullarda ise, din
dersinin verilmesi sadece tavsiye ediliyordu.
Din dersi, 1935'te
ilkokullardan da kaldırıldı; din eğitimi aileye bırakıldı.
Bu süreç, 1928
yılında, "Devletin dininin İslam olduğu" ibaresinin Anayasa'dan çıkarılmasıyla
bağlantılıydı. Laiklik, 1937 yılında Anayasa hükmü oldu.
İkinci Dünya Savaşı
sonrasında başlayan Küçük Amerika süreciyle birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı,
1947 yılında, isteyen vatandaşların "Özel Din Seminerleri" açabileceğini öngören
bir kararname yayımladı. Bu seminerlerde din dersi öğretmenleri, imamlar ve
hatipler yetiştirilecekti. Seminer, ortaokuldan sonra beş yıl, liseden sonra iki
yıl olacaktı.
1948-49 yıllarından başlayarak, ilkokulların 4. ve 5.
sınıflarına isteğe bağlı olarak din dersi konuldu.
Demokrat Parti iktidarının
kurulmasıyla, 1950 yılıEkim ayında getirilen bir değişiklikle, o zamana kadar
anne babanın istek dilekçesiyle verilen din dersi, bütün öğrencilere verilir
hale getirildi. Ancak çocuklarına din dersi istemeyen anne ve babalar, dilekçe
vereceklerdi.
1956-57 döneminde ortaokulların ve dengi okulların 1. ve 2.
sınıflarına, 1967-68 yılında ise lise ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarına
seçmeli olarak din dersi konuldu.
12 Eylül rejimi, din derslerini ilkokul,
ortaokul ve liselerde zorunlu kıldı.
Din dersinin zorunlu olması kuşkusuz
laikliğe aykırıdır.
Ancak bugün ilkokullarda din dersi okutulduğuna göre,
içeriği elinizdeki kitaptaki gibi olmalıdır. Din dersleri isteğe bağlı olarak
okutulduğu zaman da, bu kitap esas alınmalıdır. En doğrusu, başta İslamiyet
olmak üzere, dinlerin, bilimsel olarak Tarih, Felsefe ve Sosyoloji dersleri
içinde öğretilmesidir.
Kaynak Yayınları olarak, bu kitabı yayımlarken,
aynızamanda bir kampanya da başlatıyoruz:
Din dersleri kitapları
değiştirilmeli ve ilkokullarda Atatürk döneminin din dersi olan elinizdeki kitap
okutulmalıdır.
Kampanyamıza, kitabın başlığındaki gibi, "Cumhuriyet Çocuğunun
Din Dersleri Kampanyası" adını veriyoruz.
Cumhuriyet'in eğitimcilerini,
öğretmenlerini, aydınlarınıve bütün Cumhuriyet yurttaşlarımızı bu kampanya için
göreve çağırıyoruz.
KAYNAK YAYINLARI
23 Nisan 2005
Ç- Türk Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ç- Türk Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Ocak 2018 Perşembe
Çölde Bir İstanbul Kızı - Esat Mahmut Karakurt
ESERİN
ADI: ÇÖLDE
BİR İSTANBUL KIZI
KİTABIN
YAZARI: ESAT
MAHMUT KARAKURT
YAYINEVİ VE ADERESİ:
İNKILAP
VE AKA KİTABEVLERİ KOLL.ŞTİ. ANKARA CAD.NO :95
–İSTANBUL
BASIM YILI:
1980 (
İLK 1926 )
DÜZENLEME : TOMURCUK İNŞAAT
KİTABIN KONUSU
:
Arabistan çöllerinde yaşanan ilginç bir aşk
hikayesidir.
KİTABIN ÖZETİ:
Hasan Bey
Arabistan çöllerinde ortaya çıkmış olan eşkiyaları ortadan kaldırmak için bu
bölgeye askerleriyle birlikte görevlendirilir. Kızı Melike küçük yaşta annesini
kaybetmiştir ve her alanda kendini en iyi şekilde geliştirmiştir. Nişanlısıda
babasıyla gideceği için onlarla birlikte Arabistan çöllerine gitmek ister.
Babasıda onu kıramaz.
Uzun ve
yorucu bir yolculuktan sonra çöle varırlar ama ortada ne bir çete ne de insan
bulamazlar. Çevrede arama yaparlar ancak bir türlü başarılı olamamışlardır.
Melike’nin canı çölde fazlasıyla sıkılır, babasından kendisini sıradışı, farklı
bir yerlere götürmesini ister. Ancak babası buna şiddetle karşı çıkar. O sırada
bir asker yakın bir yerlerde bir han bulunduğunu ve buranın güvenli bir yer
olduğunu söyler. Babası istemeyerek de olsa kızı ve damadına izin verir.
Yanlarına da bir çavuş gönderir. Gerçekten de Melike tüm güzelliğini ortaya
koymuş hana girdiği andan itibaren herkesin ilgisini üstüne çekmiştir. Bu sırada
büyük bir ses kopmuş herkes birden gelen adamın
önünde diz çökmüştür. İçeri giren kişi çok yakışıklı ve herkesin korktuğu
birisidir. Melike bu sırada ona tüm adamlarının önünde saygısızlık eder. Aziz
buna dayanamaz ve kızı adamlarıyla birlikte kaçırır. Bu arada nişanlısı da
kabile tarafından öldürülür.
Kızın cezası ise kabile kurallarına göre onu ele geçirenler arasından
kura çekip onunla birlikte olmaktır. Melike çok gerizekalı ve yakışıklı olmayan
birisiyle olmak zorunda bırakılmıştır. Ancak Melike onu öldürür ve kabile
kurallarına göre onun cezası da ölümdür. Bu cezayı da infaz edecek kişide
Aziz’den başkası değildir. Önce bunu kabul edemez ancak kurallar kesindir. Sabah
şafağa kadar onu öldürmek zorundadır. Fakat bu kendisi için çok zordur. Çünkü
Melike’den hoşlanmıştır ve kız suçsuzdur. Kızla odaya girdiklerinde aynı şeyleri
hissetmişlerdir. Tüm gece sevgiyle birbirlerini kucaklamışlardır. Ancak sabah
olmuştur onu artık öldürmek zorundadır. Tam o sırada babası kızını kurtarır ve
Aziz’i de esir alır. Aziz yaptıklarından pişman olur, ancak çok geçtir.
İstanbul’da hapise atılır. Fakat Melike’nin yardımıyla ordan kaçar ve mutlu bir
yaşarlar.
KİTABIN ANA FİKRİ :
Aşkın
ferman dinlememesidir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Melike bir subay kızıdır, hayatta her alanda başarılı olmuş, kendini
beğenmiş birsidir. Hüseyin ise subay olup onun nişanlısıdır. Aziz ise çölde
eşkiyaların başıdır.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Bir solukta okunacak akıcılıkta ve anı niteliği taşıdığından çok
etkileyici ve dilide oldukça sadedir. Başkı arayanlar için güzel bir roman olup, herkesin okuması gereken bir
yapıttır.
YAZAR HAKKINDA KISA
BİLGİ:
İstanbul’da 1902’de Şürayı Devlet üyesi Mahmut Nedim Paşanın oğlu
olarak dünyaya gelen romancımız,
1977’de hakkın rahmetine kavuşmuştur. Diş hekimliği okulunu (1924), İstanbul
Üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi (1930). Gazetecilik ve Galatasaray
lisesinde öğretmenlik yaptı. Politikaya atılarak Urfa’dan önce millet vekili
(1957-60), sonra da senatör seçildi. (1961-66).
Aşk ve serüven romanlarıyla ün kazandı canlandırdığı gözü pek güçlü
erkek kahramanlar aracılığı ile balkan
savaşı ( Vahşi Bir Kız Sevdim ,1926 ) , I. Dünya Savaşı (Son Gece,1938)
,Kurtuluş savaşı (Allahaısmarladık,1936 ) dekorları içinde aşk ve kahramanlık
konuları işledi.
Serüven,
hareket niteliklerini duygusallıkla birleştiren romanları, Çölde Bir İstanbul
Kızı (1926), İlk ve Son (1940), Erikler Çiçek Açtı (1952) devrik cümlelere,
hareketli betimlemelere yer veren anlatımıyla dikkat çekti.birçok yapıtı filme
alındı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

