Ç- Türk Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ç- Türk Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2018 Perşembe

Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri - Abdülbaki Gölpınarlı

SUNUŞ

Büyük Devrimci Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye'de, 1927-1931 yıllarında, ilkokulların ve köy mekteplerinin 3., 4. ve 5. sınıflarında okutulan Din Dersleri kitaplarını, tek bir kitapta toplayarak sunuyoruz. Üç kitap birbirini tamamlıyor.

Din Dersleri kitapları, 1927-28 yıllarında Osmanlıca harflerle, 1929-1931 yıllarında ise yeni Türk harfleriyle basılmış. Eski ve yeni yazılı basımları karşılaştırdık ve içeriklerinin aynı olduğunu saptadık.

Kitapların başlığında, "Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri" yazıyor. Yani herhangi bir çocuğun değil, Cumhuriyet çocuğunun! Bu başlık şöyle de okunabilir: Kemalist Cumhuriyet'in çocuklarına öğrettiği din dersleri... Örneğin 3. sınıf kitabının başında yer alan, Din Dersleri Programı'nda, şu talimat yer almaktadır: "Yalnız tarihi hakikatler söylenecek, mucizelerden ve harikulade menkıbelerden bahsolunmayacaktır." 


5. sınıf kitabının "Din İşleri Dünya İşlerinden Ayrıdır" başlıklı bölümü ise, Cumhuriyet Devrimi'nin laiklik anlayışını, çok güzel anlatmaktadır. İslamiyette ruhban sınıfının bulunmadığı, sürekli vurgulanmaktadır. Din Dersleri, dini imanla birlikte, milli imanı ve Cumhuriyet Devrimi'ne bağlılığıişlemektedir. Vatan ve millet sevgisi, bilimin yol göstericiliği, akılcılık, bağnazlığın ve hurafenin reddi, kardeşlik, eşitlik, hoşgörü, elbirliği, kamuculuk, dayanışma, temizlik gibi Cumhuriyet değerleri aşılanmaktadır.

Bugünkü adıyla Milli Eğitim Bakanlığı'nın onayı, kitapların kapağında iri harflerle şöyle belirtilmiş:
"Maarif Vekâleti Talim ve Terbiye Dairesi'nin 88 numaralı kararile İlk Mekteplere ve Köymekteplerine kabul edilmiştir."

Kitabın yazarı, Muallim Abdülbaki, Soyadı Kanu-nu'ndan sonraki adıyla Abdülbaki Gölpınarlı'dır.

Ancak kitaba damgasını vuran, o zamanki Cumhuriyet yönetimidir. Yazarın özgeçmişini kitabın son sayfalarında bulacaksınız.

"Cumhuriyet Çocuğu'nun Din Dersleri" kitabı, ilkokullarda ve köy okullarında okuyan çocukların anlayacağı, sade ve canlı bir dille yazılmış. O nedenle 70 yıl sonra bugün, kolayca anlaşılabiliyor. Artık kullanılmayan sözcükler dışında dilini aynen koruduk.

Kitabı tarihsel süreç içindeki yerine oturtmak için, Cumhuriyet tarihi boyunca din derslerinin serüvenini burada özetliyoruz:

1927 yılından başlayarak din dersine katılma, öğrenci velilerinin onayına bağlanmıştır. Ders saatleri 1926-1927 yıllarında, ilkokulların 2. ve 3. sınıflarında haftada ikişer saat, 4. ve 5. sınıflarda ise bir saat idi.
1929 yılında, ilkokul 3., 4. ve 5. sınıflarda ve ortaokulların ilk iki sınıfında birer saat din dersi veriliyordu. Öğretmen okullarının 6. ve 7. sınıflarında ise, haftada iki saat din dersi vardı.
1931-32 yıllarında ortaokul düzeyindeki okullarda din dersi kaldırıldı. İlkokullarda ise, din dersinin verilmesi sadece tavsiye ediliyordu.
Din dersi, 1935'te ilkokullardan da kaldırıldı; din eğitimi aileye bırakıldı.
Bu süreç, 1928 yılında, "Devletin dininin İslam olduğu" ibaresinin Anayasa'dan çıkarılmasıyla bağlantılıydı. Laiklik, 1937 yılında Anayasa hükmü oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan Küçük Amerika süreciyle birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı, 1947 yılında, isteyen vatandaşların "Özel Din Seminerleri" açabileceğini öngören bir kararname yayımladı. Bu seminerlerde din dersi öğretmenleri, imamlar ve hatipler yetiştirilecekti. Seminer, ortaokuldan sonra beş yıl, liseden sonra iki yıl olacaktı.
1948-49 yıllarından başlayarak, ilkokulların 4. ve 5. sınıflarına isteğe bağlı olarak din dersi konuldu.
Demokrat Parti iktidarının kurulmasıyla, 1950 yılıEkim ayında getirilen bir değişiklikle, o zamana kadar anne babanın istek dilekçesiyle verilen din dersi, bütün öğrencilere verilir hale getirildi. Ancak çocuklarına din dersi istemeyen anne ve babalar, dilekçe vereceklerdi.
1956-57 döneminde ortaokulların ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarına, 1967-68 yılında ise lise ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarına seçmeli olarak din dersi konuldu.
12 Eylül rejimi, din derslerini ilkokul, ortaokul ve liselerde zorunlu kıldı.
Din dersinin zorunlu olması kuşkusuz laikliğe aykırıdır.
Ancak bugün ilkokullarda din dersi okutulduğuna göre, içeriği elinizdeki kitaptaki gibi olmalıdır. Din dersleri isteğe bağlı olarak okutulduğu zaman da, bu kitap esas alınmalıdır. En doğrusu, başta İslamiyet olmak üzere, dinlerin, bilimsel olarak Tarih, Felsefe ve Sosyoloji dersleri içinde öğretilmesidir.

Kaynak Yayınları olarak, bu kitabı yayımlarken, aynızamanda bir kampanya da başlatıyoruz:
Din dersleri kitapları değiştirilmeli ve ilkokullarda Atatürk döneminin din dersi olan elinizdeki kitap okutulmalıdır.
Kampanyamıza, kitabın başlığındaki gibi, "Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri Kampanyası" adını veriyoruz.
Cumhuriyet'in eğitimcilerini, öğretmenlerini, aydınlarınıve bütün Cumhuriyet yurttaşlarımızı bu kampanya için göreve çağırıyoruz.

KAYNAK YAYINLARI
23 Nisan 2005

Çölde Bir İstanbul Kızı - Esat Mahmut Karakurt

ESERİN ADI: ÇÖLDE BİR İSTANBUL KIZI
KİTABIN YAZARI: ESAT MAHMUT KARAKURT
YAYINEVİ VE ADERESİ: İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ KOLL.ŞTİ. ANKARA CAD.NO :95 –İSTANBUL
BASIM YILI: 1980 ( İLK 1926 )
DÜZENLEME : TOMURCUK İNŞAAT

KİTABIN KONUSU :
Arabistan çöllerinde yaşanan ilginç bir aşk hikayesidir.

KİTABIN ÖZETİ:
Hasan Bey Arabistan çöllerinde ortaya çıkmış olan eşkiyaları ortadan kaldırmak için bu bölgeye askerleriyle birlikte görevlendirilir. Kızı Melike küçük yaşta annesini kaybetmiştir ve her alanda kendini en iyi şekilde geliştirmiştir. Nişanlısıda babasıyla gideceği için onlarla birlikte Arabistan çöllerine gitmek ister. Babasıda onu kıramaz.
           
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra çöle varırlar ama ortada ne bir çete ne de insan bulamazlar. Çevrede arama yaparlar ancak bir türlü başarılı olamamışlardır. Melike’nin canı çölde fazlasıyla sıkılır, babasından kendisini sıradışı, farklı bir yerlere götürmesini ister. Ancak babası buna şiddetle karşı çıkar. O sırada bir asker yakın bir yerlerde bir han bulunduğunu ve buranın güvenli bir yer olduğunu söyler. Babası istemeyerek de olsa kızı ve damadına izin verir. Yanlarına da bir çavuş gönderir. Gerçekten de Melike tüm güzelliğini ortaya koymuş hana girdiği andan itibaren herkesin ilgisini üstüne çekmiştir. Bu sırada büyük bir ses kopmuş herkes birden gelen adamın  önünde diz çökmüştür. İçeri giren kişi çok yakışıklı ve herkesin korktuğu birisidir. Melike bu sırada ona tüm adamlarının önünde saygısızlık eder. Aziz buna dayanamaz ve kızı adamlarıyla birlikte kaçırır. Bu arada nişanlısı da kabile tarafından öldürülür.
            
Kızın cezası ise kabile kurallarına göre onu ele geçirenler arasından kura çekip onunla birlikte olmaktır. Melike çok gerizekalı ve yakışıklı olmayan birisiyle olmak zorunda bırakılmıştır. Ancak Melike onu öldürür ve kabile kurallarına göre onun cezası da ölümdür. Bu cezayı da infaz edecek kişide Aziz’den başkası değildir. Önce bunu kabul edemez ancak kurallar kesindir. Sabah şafağa kadar onu öldürmek zorundadır. Fakat bu kendisi için çok zordur. Çünkü Melike’den hoşlanmıştır ve kız suçsuzdur. Kızla odaya girdiklerinde aynı şeyleri hissetmişlerdir. Tüm gece sevgiyle birbirlerini kucaklamışlardır. Ancak sabah olmuştur onu artık öldürmek zorundadır. Tam o sırada babası kızını kurtarır ve Aziz’i de esir alır. Aziz yaptıklarından pişman olur, ancak çok geçtir. İstanbul’da hapise atılır. Fakat Melike’nin yardımıyla ordan kaçar ve mutlu bir yaşarlar.

KİTABIN ANA FİKRİ :
Aşkın ferman dinlememesidir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Melike bir subay kızıdır, hayatta her alanda başarılı olmuş, kendini beğenmiş birsidir. Hüseyin ise subay olup onun nişanlısıdır. Aziz ise çölde eşkiyaların başıdır.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Bir solukta okunacak akıcılıkta ve anı niteliği taşıdığından çok etkileyici ve dilide oldukça sadedir. Başkı arayanlar için güzel bir roman  olup, herkesin okuması gereken bir yapıttır.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul’da 1902’de Şürayı Devlet üyesi Mahmut Nedim Paşanın oğlu olarak   dünyaya gelen romancımız, 1977’de hakkın rahmetine kavuşmuştur. Diş hekimliği okulunu (1924), İstanbul Üniversitesi hukuk fakültesini bitirdi (1930). Gazetecilik ve Galatasaray lisesinde öğretmenlik yaptı. Politikaya atılarak Urfa’dan önce millet vekili (1957-60), sonra da senatör seçildi. (1961-66).
           
Aşk ve serüven romanlarıyla ün kazandı canlandırdığı gözü pek güçlü erkek kahramanlar  aracılığı ile balkan savaşı ( Vahşi Bir Kız Sevdim ,1926 ) , I. Dünya Savaşı (Son Gece,1938) ,Kurtuluş savaşı (Allahaısmarladık,1936 ) dekorları içinde aşk ve kahramanlık konuları işledi.
         

Serüven, hareket niteliklerini duygusallıkla birleştiren romanları, Çölde Bir İstanbul Kızı (1926), İlk ve Son (1940), Erikler Çiçek Açtı (1952) devrik cümlelere, hareketli betimlemelere yer veren anlatımıyla dikkat çekti.birçok yapıtı filme alındı.